OBEZİTE VE DİYABET CERRAHİSİ

Obezite Nedir?

Obezite vücuttaki yağ dokusunun aşırı fazlalaşmasıyla ortaya çıkan, bunun sonucunda kişinin sağlık problemlerine ve hastalıklara yakalanma riskinin artmasına sebep olan komplike bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30’un üzerinde olan kişiler “obez” olarak kabul edilirler.
Günümüzde obezite çocuklardan yaşlılara kadar herkeste görülmektedir ve obezite hastalarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, iş yoğunluğunun ve stresin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok neden toplumdaki obez kişilerin sayılarının artmasına neden olmaktadır. Obezite guclu bir genetik yatkınlık zemini taşıyan, obezojenik cevreve yaşam biciminin eşlik ettiği cok faktorlu kronik bir hastalıktır.

Kimler Obez Olarak Nitelendirilir?
Kişinin tıbben obez olup olmadığının belirlenmesi adına çeşitli hesaplama yöntemleri kullanılsa da, vücuttaki yağ oranının ölçümünde en yaygın olarak kullanılan belirleme yöntemi “Vücut Kitle Endeksi” dir. Vücut kitle endeksini hesaplamak için kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi gerekir. Bu işlemden çıkan sonuç kişinin kilosunun tıbben ne anlama geldiği konusunda bilgi vermektedir.
Obezite problemi olan kişilerde vücut kitle endeksi 30’un üzerindedir. Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan yani obez kişilerde; vücuttaki yağ oranı kişilerin sağlığını tehlikeye sokacak niteliktedir ve gerekli önlemlerin acil olarak alınması çok önemlidir. Obezite tedavi edilmezse ve kişi fazla yağlardan kurtulamazsa kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, felç, eklem ve kemik hastalıkları, diyabet, kanser ve diğer kronik hastalıklar gibi sağlığı olumsuz yönde etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir.

Obezite Belirtileri
Kilo alma süreci genellikle bir anda gerçekleşmez. Kişiler zaman içerisinde kilo alsalar da kilo aldıklarını fark etmeleri zor olabilir; fark ettikleri zaman ise obezite sınırına yaklaşmış olabilirler. Obeziteye doğru adım adım ilerlendiğinin bazı belirtileri şunlardır;
⦁ Eski kıyafetler dar gelmeye başlamış ve kişinin bu kıyafetler içindeki rahatlık hissi azalmışsa,
⦁ Tartıda çıkan rakam her geçen gün artıyorsa,
⦁ Bel bölgesinin çevresi git gide yağlanıyorsa,
⦁ Vücut kitle indeksi hesaplama sonuçları 30’a yaklaşıyorsa,
⦁ Az efor harcandığında dahi yorgunluk hissediliyorsa,
⦁ Aşırı terleme başladıysa,
⦁ Nefes alıp vermekte zorluk yaşanıyorsa,
⦁ Sabahları baş ağrısı oluyorsa
kişiler obez olma yolunda hızla ilerliyorlardır veya çoktan obez olmuşlardır.
Obezitenin Sonuçları

Obez kişilerin süreçle birlikte yandaş hastalıkları belirmektedir.Buyandaş hastalıklar nedeniyle de yaşam kaliteleri bozulmaktadır.Obezitenin getirdiği yandaş hastalıklar;

⦁ Şeker hastalığı (tip 2 diyabet)
⦁ Kalp damar hastalıkları
⦁ Karaciğer yağlanması
⦁ Yüksek kolesterol ve trigliserit değerleri
⦁ Akciğer rahatsızlıkları (KOAH, astım)
⦁ Hipertansiyon
⦁ Eklem ağrıları
⦁ Safra kesesi taşı
⦁ Uyku apnesi
⦁ Reflü
⦁ Polikistik over sendromu– kısırlık
⦁ Sindirim bozuklukları
⦁ Depresyon
Obezitenin Tedavisi

Dünyada hergeçen gün artan obezite oranları nedeniyle dünya sağlık örgütü de obeziteyle ciddi bir savaş başlatmıştır.Yüksek obez poplasyonu sağlık sektörünün ilgisini çekmiş ve yeni tedavi modülariteleri geliştirme açısından ciddi bir eğilim oluşturmuştur.

Anılan coklu etyolojik faktorler nedeniyle obezite tedavisinde kullanılan diyet veyaşam bicimi değişiklikleri her hasta icin etkili olmayabilmektedir. Uzun vadeli başarıların gorulebilmesi icin hastaların yaşam bicimlerinde kalıcı değişiklikler yapmaları gereklidir. Obezitenin tıbbi tedavisi icin son yıllarda cok sayıda preparat onay almış ve kullanılmaya başlanmıştır.Ancak soz konusu tedavi ajanlarının uzun vadeli guvenlik bilgileri ve etkinlikleri sınırlıdır. Bu gerekceler nedeniyle obezitenin cerrahi tedavisi her gecen gun daha da artan bir ilgi gormektedir.

Gunumuzde, bariyatrik cerrahi (BC)’nin obezite tedavisinde kullanılan en etkili ve kalıcı yontem olduğu duşuncesi genel kabul gormektedir.

Obezite(bariatrik) cerrahisi ile sağlanan avantajlar
Bariyatrik cerrahi olgularına ait elimizde 20 yıla yaklaşan uzun donem takip sonucları mevcuttur.Bu sonuclara gore obezite ile ilişkili neredeyse tum komplikasyonlarda belirgin azalma sozkonusudur. İsvec Obezite Calışması (SOS) verilerine gore BC cerrahi sonrası 11 yıllık takipte tum nedenlere bağlı olumde %30 azalma sağlanmıştır. Ayrıca BC sonrasında kanser insidansında
da azalma olduğu bildirilmiştir. Başka BC kohortlarında da yaş, cinsiyet ve BKİ acısından eşleştirilmiş toplum orneklerine gore karşılaştırıldığında tum nedenlere bağlı olum verilerinde yaklaşık %40 azalma olduğu bildirilmiştir. Bu oran BC’ye giren koroner arter hastaları icinde %56, tip 2 diyabetliler icinde %92 olarak tespit edilmiştir. Bariyatrik cerrahi ile sağlanan mortalite ve morbidite vantajına ilave olarak uyku apne sendromu, osteoartrit gibi kısıtlayıcı sorunların giderilmesi sayesinde yaşam kalitesi acısından buyuk faydalar elde edilebil mektedir. Genel olarak BC sonrası takiplerde pankreatik, renal, retinal, periferik sinir, kardiyovaskuler, hepatik ve reproduktif fonksiyonların stabilize olduğu veya duzeldiği gorulmektedir. Tedavi olmamış hastalarda ortaya cıkabilecek T2DM ve diğer hastalıkların tedavisi, hastane yatışları, iş gucu kayıpları ve erken olay ve olumlerin onlenmesi acısından bakıldığında morbid obez kişilerde BC’nin maliyet etkin bir tedavi olduğu gozukmektedir.

BARİYATRİK CERRAHİ ENDİKASYONLARI VE
KONTRENDİKASYONLARI
Bariyatrik cerrahi (BC) obezitenin etkili bir tedavi yontemidir. Bariyatrik cerrahi ile obezitenin tedavi edilmesi obeziteyle ilişkili bircok metabolik problemin de iyileşmesini sağlamaktadır. Ancak başarılı ve etkili bir BC icin hastaların dikkatli secilmesi gerekmektedir. Cerrahi oncesi hastaların bir muddet takip edilmesi cerrahi başarıyı arttırmaktadır. Bu donemde cerrahi endikasyonlar ve
kontrendike durumlar gozden gecirilmeli, hastaların diyet tedavisine ve takip vizitlerine uyumu,istek ve karalılık durumu belirlenmelidir. Yine bu donemde cerrahi dışı yontemlerle yeterli kilo kaybı sağlananlarda mevcut tedavinin devamı şartıyla cerrahi tedavi kararı ertelenebilir ya da iptal edilebilir. Az miktarda kilo kaybı olanlarda bile bu sayede cerrahi riskte belirgin azalma sağlanabilir.Tum bu nedenlerden dolayı cerrahi kararı vermeden once hastaların en az 6 ay boyunca
bir endokrinoloji birimi tarafından takip edilmesini oneriyoruz.
• Cerrahi oncesi hastalar 6 ay boyunca bir endokrinolog tarafından takip edilmeli.
• Bu donemde etkin ve yoğun cerrahi dışı obezite tedavisi uygulanmalı.
• Yeteri kadar kilo kaybı olanlarda cerrahi dışı tedaviye devam edilmeli.
2.1. Bariyatrik cerrahi endikasyonları
1. BKİ ≥ 40 kg/m2 olması; bu durumda obezite ilişkili ilave bir komorbidite şartı yoktur;
cerrahi tedavinin risk artışına neden olmaması gerekir.
2. BKİ ≥ 35 kg/m2 olması durumunda obezite ile ilişkili en az 1 komorbiditenin eşlik ediyor
olması gerekir. Bu ilişkili durumlar şunlardır;
• Tip 2 diabetes mellitus
• Hipertansiyon
• Dislipidemi
• Uyku-apne sendromu
• Obezite-hipoventilasyon sendromu
• Pickwick sendromu (uyku-apne sendromu ve obezite-hipoventilasyon sendromunun
bir arada olması)
• Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı veya “non-alkolik steatohepatit (NASH)”
• Psodotumor serebri
• Gastro-ozofagial refl u hastalığı
• Astım
• Venoz staz hastalığı
• İleri derecede uriner inkontinans
• Gunluk yaşamı etkileyen artrit
16 BARİYATRİK CERRAHİ KILAVUZU
Ayrıca BKİ 30-35 kg/m2 arasında olan tip 2 diyabetliler icin kucuk calışmalar ile BC’nin glisemik kontrol uzerine faydalı olduğu gosterilmiş olmasına rağmen yeterli kanıt olmadığından rutin olarak bu gruba cerrahi tedavi onerilmemektedir. Ancak etkin ve yoğun antidiyabetik tedaviye rağmen yeterli glisemik kontrol sağlanamayan secilmiş vakalarda BC duşunulebilir.

Bariyatrik Cerrahi Endikasyonları
• BKİ ≥ 40 kg/m2 olması
• BKİ ≥ 35 kg/m2 olması durumunda en az bir komorbiditenin eşlik etmesi

2.2. Bariyatrik cerrahi kontrendikasyonları
1. 18 yaşından kucuk veya 65 yaşından buyuk olmak; ancak ciddi bir komorbiditenin
(T2DM, HT gibi) eşlik ettiği durumlarda yine de BC duşunulebilir
2. Tedavi edilmemiş ve obeziteye yol acan bir endokrin hastalığın bulunması (Cushing, hipotiroidizm,
insulinoma gibi)
3. Tedavi edilmemiş bir yeme bozukluğunun bulunması (bulimia nervoza gibi)
4. Tedavi edilmemiş major depresyon ya da psikozun bulunması
5. Ciddi koagulopati varlığı
6. Anestezi almayı engelleyecek kadar ciddi kardiyak hastalığın bulunması
7. Alkol veya madde bağımlılığı
8. Hayat boyu surecek vitamin replasmanı ya da kalori kısıtlayıcı diyet gibi beslenme onerilerine
uyum sağlayamayacak olmak
9. Halen gebe olmak veya 12-18 ay icinde gebelik planı olması
10. Bilinen kanser hastalığının olması
11. Şiddetli gastroozofagiyal refl u hastalığı (GORH) (ozelikle sleeve gastrektomi icin)
12. Portal hipertansiyon
13. Crohn hastalığı olanlarda gastrik bypass cerrahisi
Bahsedilen kontrendike durumlar cerrahi oncesi anamnez, klinik ve laboratuar verileri yardımıyla ekarte edilmeli, konuyla ilgili uzmanın (endokrinolog, psikiyatrist ve gastroenterolog gibi)yardımı istenmelidir.

18 yaş altında uygulanan BC’nin kısa ve orta donemde kilo kaybı ve ilişkili komorbiditelere olumlu etkileri olduğu, komplikasyon riskinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu bildirilmiştir.Ancak uzun donem verilerin ve randomize kontrollu calışmaların olmayışı nedeniyle bu grupta sadece eşlik eden ve başka şekilde kontrol altına alınamayan ciddi komorbidite durumunda BC
duşunulmelidir.
Altmış beş yaş ustunde ise ciddi komorbiditelerin sıklıkla obeziteye eşlik etmesi nedeniyle cerrahi risk ve postoperatif kısa ve uzun donem komplikasyon oranları kısmen artmakta, buna karşılık cerrahin faydası ise duşuk kalabilmektedir. Altmış beş yaş ustunde uygulanan BC sayısı ve cerrahi tecrube gun gectikce artmakta ve son yayınlarda tum BC’nin %10’una ulaştığı bildirilmektedir.
Dolayısıyla 65 yaş ustu olmak mutlak değil rolatif bir kontrendikasyon olarak değerlendirilmeli,cerrahi oncesi dikkatli değerlendirme yapılarak cerrahiden fayda gorecek hastalar ozenle secilmelidir.

Bariyatrik cerrahide ideal yontem nedir?
Bariyatrik cerrahi (BC)’de ideal yontem; kilo kaybında etkili, mide ve barsak uzerine en az invazif,gereğinde geri dondurulebilir, morbidite ve mortalitesi duşuk ve en onemlisi hastanın kilo verme ihtiyacına gore tekrar cerrahi işlem gerekmeden ayarlanabilir olmalıdır. Ancak gunumuzde bu kriterlerin hepsini aynı anda barındıran, her hastada uygulanabilir altın standart bir yontem
geliştirilememiştir. Hastanın mevcut beden kitle indeksi (BKİ), yandaş hastalıkları ve hedeflenen ağırlığa gore cerrahi tekniğin belirlenmesi en uygun secenektir.

Bariyatrik cerrahi yontemler nelerdir?

Kullanılan cerrahi yontemler 3 ana başlıkta toplanmıştır.
1-Emilim Bozucu Yontemler; Emilimin aktif olduğu ince barsak uzunluğunu kısaltarak, absorbsiyon
yapılan alanın bypass edilmesi ve/veya emilimde rol oynayan biliopankreatik salgılarla
karşılaşmayı engelleyerek kilo kaybına yol acan ameliyatlardır.
2-Alımı Kısıtlayıcı Yontemler (hacim kucultucu); Mide hacmini kucultup gıda alımını azaltarak
kilo kaybı sağlayan ameliyatlardır. İnce barsağın absorbsiyon fonksiyonunda değişiklik olmaz.
3-Kombine Yontemler; İlk iki yontemin (emilim bozucu + alımı kısıtlayıcı) kombine edilmesiyle
geliştirilen yontemlerdir. Her iki etkiden de yararlanılır.
Gunumuzde standart BC yontem olarak kabul edilip uygulanmakta olan operasyonlar;

-Sleeve gastrektomi

-Mini Gasrik Bypass

-Roux en y Gastrik Bypass

-Biliopankreatik diversiyon+Duodenal switch

Elbetteki yöntem seçiminde hasta özellikleri temel kriter olarak alınmaktadır.Ancak bariatrik cerrahideki güncel gelişmeler ve uzun dönem sonuçların yeni yeni elde ediliyor olması nedeniyle hangi yöntemin hangi hasta grubunda daha iyi olacağı konusunda halen soru işaretleri bulunmaktadır..

Obezite cerrahisi ne oranda risklidir?

Mide küçültme ameliyatları major cerrahi grubu ameliyatlardır.Tüm ameliyatlarda olduğu gibi birtakım riskler içerirler.Riskler hastanın kilo ve yaşı ile artmaktadır.Ancak unutulmamalıdır ki Morbid obezler zaten mevcut durumlarında cerrahinin riskinden çok daha fazla yaşamsal risk altındadırlar ! Öylesine ki; morbid obezler eğer cerrahi olarak tedavi edilmezler ise yaşdaşlarına göre 10-15 yıl daha erken vefat etmektedirler. Bu bilimsel olarak  da “net” biçimde kanıtlanmıştır.

Morbid obezitenin kendisinin hayatı tehdit eden bir ölümcül hastalık olduğu gerçeği unutulmamalıdır!

Obezite cerrahisinin riskleri nelerdir?

Ölüm riski:
Obezite cerrahisi sonrası ölüm risklerini medyada fazlaymış gibi gösterilmesinin aksine gerçekler hiç de öyle değildir.Ölüm riski oranları %0.1-0.4 arası değişmektedir.Hepimizin bildiği bypass operasyonlarında ise bu oran %2.5 ler civarındadır.

Anestezi riski:
Anestezinin riskleri neredeyse ihmal edilebilecek bir düzeye (1/20 000 – 1/ 30 000) indirilmiş durumdadır.

Emboli riski:
Aşırı kilo; özellikle genel anestezi altında bir ameliyat da yapılacaksa, tıpta “derin ven trombozu” olarak bilinen ve bacaklarımızın derin toplar damarlarının (baldır venleri) içinde pıhtı oluşumu olarak tanımlayabileceğimiz, özel bir duruma yatkınlığı arttırmaktadır. Diğer bir anlatımla obezite bu tarz pıhtı oluşumu açısından net biçimde kanıtlanmış bir risk faktörüdür. Genel anestezi almak ve ameliyat süresinin uzaması da;  bu pıhtı oluşumu açısından ek risk faktörleridir. Burada bir de iyi haber vardır. Elimizdeki düşük molekül ağırlıklı “heparin” adlı  “kan sulandırıcı” bir ilacın dikkatli biçimde kullanılması ve bacaklara direk olarak uygulanan özel “pnömotik” (havalı) basınç çorapları sayesinde bu pıhtı oluşumu riski tam anlamı ile ortadan kaldırılamasa da çok ciddi biçimde azaltılabilmektedir. Pıhtı oluşumu riskini azaltmanın en etkin yöntemlerinin başında; ameliyat süresinin kısa olmasına ek olarak, hastaların ameliyat sonrası ilk saat ve günlerde yürütülmeleri ve derhal mobilize edilmeleri gelmektedir.

Kanama riski:

Obezite cerrahisi sonrası stapler hatlarından kanama riski%1-2 düzeyindedir.Postop takipte kanama görülürse bu endoskopik ya da laparoskopik olarak müdahale edilebilmeltedir.Ancak gelişmiş stapler taknolojisiyle görülme sıklığı oldukça azalmıştır.

Kaçak riski:

Son derece nadir görülen bir durum olsa da olduğunda erken fark edilebilmesi hayati önem taşır.Kaçak riskini azaltmak için ameliyat sonrası postop 1.günde boyar madde içeren bir sıvı içirilip hastalarda dren kontrolü yapılmaktadır.Erken kaçaklar ameliyat sonrası 1-2 gün içerisinde görülmektedir.Bu nedenle de hastane yatışı sırasında hastalar sıkı takip edilip kaçak testleri eksiksiz yapılmaktadırlar.Geç kaçaklar açısından da hastalar ateş ve karın ağrısı yönünden çok sıkı uyarılmaktadırlar.

Kaçak sonrsı önemli olan kaçağı fark edip derhal müdahil olabilmektir.Kaçak oluştuğunda yapılan ise endoskopik klips-stent uygulamaları,Girişimsel Radyolojik Deranaj ve gerekirse de erken cerrahi müdaheledir.

Obezite Cerrahisinde Uzun Dönem Sorunlar Nelerdir?

Obezite cerrahisinde uzun dönemde anastomoz darlıkları ve tekrar kilo alımı gibi problemler görülebilmektedir.Darlık gelişen durumlarda endoskopik balon ve genişletme yapılabilmektedir.Tekrar kilo alımı olursa revizyon ameliyatları düşünülebilir.

Bariyatrik cerrahi sonrası yeterli kilo kaybı ne olmalıdır?

Uzun sureli takip sonuclarında kilo kaybının mortalite artışı ile yakın ilişkisi ortaya konmuştur.
Hafif kilo kayıpları obezlerdeki mortaliteyi azaltmaktadır. Ancak cok yuksek kilo kaybı da mortalite oranlarını arttırdığından orta duzeydeki kilo kayıplarının tercih edilmesi gerektiği bildirilmektedir. En uygun olan kilo kaybı vucuttaki fazla kiloların %50-80’inin verilmesidir.Kilo kaybını değerlendirmede “uygun”, “yeterli”, “sağlıklı” ve “ideal” ifadeleri kullanılmaktadır.
Gunumuzde fazla kiloların %50’den fazlasının kaybedilmesi cerrahi tedavinin başarısını gostermek acısından en cok kullanılan
yontem olmuştur.

Ayda kaç kilo veriliyor?

Ameliyat sonrası ilk 6 ayda hastaların ayda 4-7 kg,ikinci 6 ayda bu kiko veriş hızı alır ve ayda 2-3 kg akadar gerileyebilir.12.ay sonunda hastaların45-54kg arası kilo vermiş olmaları beklenir.

Peki kilo verimi sürekli devam ediyor mu?

Çoğu hastada kilo veriminin yaklaşık 2 yıl sonunda plato çizdiği yani sabitlendiği görülmektedir.Ancak bu kişilerin beslenme ve fiziksel aktivitelerine göre farklılık gösterebilmektedir.

Ameliyat öncesi ve sonrası beslenme nasıl oluyor?

Ameliyat Öncesi Beslenme:

Obezite cerrahisi öncesi uygulayacağınız diyet programı ameliyat risklerini azaltacaktır. Ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmenizi sağlayacaktır. Diyetin süresi ve şekli, vücut kitle indeksinize, gerçekleşecek operasyonun şekline, yandaş hastalık durumunuza, hekiminiz ve diyetisyeninizin önerisine göre değişmekte olup; bireysel farklılıklar gösterir. Özelikle süper-obez (BKİ>50 kg/m2) olan yüksek risk grubundaki hastalarda ameliyat öncesi diyetle kilo kaybı oluşabilecek komplikasyonların en aza indirilmesini sağlar.

Obezite cerrahi öncesi uygulanan diyette amaç;
⦁ Vücut yağ oranını azaltmak. (Özellikle karaciğer yağlanması ve karın iç yağının azalmasıyla laparoskopik işlemde kolaylık sağlanır.)
⦁ Kas kaybını azaltmak. (Düşük kalorili diyetlerde meydana gelecek kas yıkımı proteince zengin diyetlerle en aza indirilir.)
⦁ Ameliyat sonrası uygulanacak beslenme düzenine hazırlık olmasını sağlamak.
⦁ Ameliyatla ilgili riskler azaltmak.
⦁ Ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha hızlı ve sıkıntısız olmasını sağlamak.
⦁ Fiziksel aktivite durumunu arttırmak.
Obezite cerrahisi öncesinde hastaların mümkünse ameliyattan 2 hafta önce beslenme uzmanı kontrolüne girmeleri gerekir. Ameliyat öncesi uygulanacak diyet; proteinden zengin, düşük yağ oranında ve düşük kalorilerde olmalıdır. Bireylerin BKİ ve günlük fiziksel aktivite durumlarına göre ortalama 900-1200 kalori/ gün , 60 ila 90 gram protein içeren ve basit şeker içeriği ve yağ oranı düşük bir beslenme programı uygulanması gerekmektedir. Bu süreç ameliyat sonrası uygulanacak beslenme düzeni içinde hastaya yol gösterici olacaktır.
Ameliyat öncesi son iki güne kadar katı, yarı-katı kıvamda proteinden zengin besinler;
*Kırmızı et, beyaz et, balık
*Yumurta
*Süt ve süt ürünleri( Yoğurt, ayran, peynir, kefir)
*Kurubaklagiller (kurufasülye, nohut, mercimek, barbunya)
*Yiyeceklerle sağlanamadığı durumlarda protein tozu ya da protein içeceği uygun bir beslenme programı dahilinde tüketilebilir.
⦁ Yağlı yiyecek ve içecekler
⦁ Kızartmalar ve hamur işleri
⦁ Kuruyemiş
⦁ Şekerli yiyecekler ve içecekler
⦁ Asitli içecekler
⦁ Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır.
Ameliyat öncesi son 2 gün; proteinden zengin berrak sıvı diyet (tanesiz) uygulanmaya başlanmalıdır. Beslenmenizde öncelik proteinden zengin besinler iken karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek besinlerden uzak durulmalıdır. Bu dönemde yağdan fakir beslenmek; karın içi ve karaciğer yağlanmasını azaltır ve sizi rahatlatır. Basit şekerli gıdaları bırakmak; karaciğerin hacminin azalmasını ve ameliyat sonrası iyileşmenin daha hızlı olmasını sağlar. Sıvı besinler midemizi çok daha hızlı terk ettiği için bu dönemde öğün kısıtlaması yapmadan, açlıktan başınız ağrıyıp, şekeriniz düşene dek beklemeden light ayran, şekersiz bitki çayları, tanesiz çorbaları sık sık tüketebilirsiniz.
⦁ Ameliyat Öncesi Son Gün !gece 23:00 den itibaren yeme içme tamamen kesilmelidir.
Ameliyat Sonrası Beslenme:

Ameliyat sonrasındaki ilk 1 ayda, berrak sıvılarla diyete başlayıp koyu içecekler ve pürelerle devam eden bir diyet programı uygulayacaksınız.İkinci aydan itibaren ise belli kurallar dahilinde hertürlü yiyeceği yer pozisyona geçeceksiniz.Önemli olan ameliyat sonrası ilk günlerde bolsıvı ve bol protein tüketmenizdir.Bu sizi hızla iyileştirecektir.Daha sonrasında bol protein,bol lif ve düşük karbonhidrat içeren sağlıklı bir beslenme protokolü izleyeceksiniz.

Ameliyatın ertesi günü kaçak testinden sonra ağızdan sıvı alımına başlayacaksınız .Gün boyunca 5-6 pet bardak olucak şekilde berrak sıvı(su,açık çay,ıhlamur)tüketeceksiniz.Sıvıları yudum yudum içmeniz gerekmektedir.Tüm bu sıvılar gazsız,kafeinsiz,şekersiz ve az kalorili olmalıdır.

1.HAFTA:
-Ameliyat sonrası ilk gününüzde kaçak kontrolü ardından su ile diyete başlanır.
-Pipet kullanmadan yudum yudum su içebilirsiniz(pipet gaz yapıcaktır)
-İçilecek sıvılar su, ıhlamur,açık çay,et-tavuk suyu,elmasuyu,hoşaf suyu olabilir.
– Berrak sıvı diyeti hergün tedrici olarak arttırılarak 7-8 pet bardağa kadar çıkılabilir.
-2.günden itibaren ek protein ve vitamine başlanmalıdır.Bunlarda kesinlikle sıvı kıvamda ya da emme tableti olmalıdır.
-Sıvılar şeker ilavesiz olmalıdır.(Diyabetiniz varsa size özel düzenleme yapılacaktır.)
-4.gün ayran,5.gün yağsız diyet yoğurt başlanabilir.6.günden sonra da blenderdan geçilmiş nispeten kıvamlı çorbalara başlayabilirsiniz.
-Heryeni besin düşük miktarda alınıp tolerans anlaşılmalıdır.,

2.HAFTA:
-İlk hafta tükentiğiniz tüm gıdaları 2.haftadan sonra da tüketebilirsiniz.
-Diyetinize berrak sıvıların yanına koyu kıvamlı meyva suları ve süzülmüş çorbalar eklenebilir.
-Gaz yapması dolayısıyla mercimek ve ezogelin biraz geciktirilebilir.
-Protein ve vitemin desteği devam etmelidir.
-Su yemekten yarım saat önce veya sonra alınır.Birlikte tüketilmemelidir.

3.HAFTA:
-Bu haftadan itibaren püreler başlanır .
-Günde 3-4 kere de 2-3 çorba kaşığını geçmiycek şekilde hazırlanmış püre gıdalar yenir.
-Günde en az 2 litre sıvı tüketilmelidir.
-Çeşitli sebze meyve püreleri
-süzme peynir,Lor peyniri
-Yağsız tavada yumurta
-Patates püresi rahatlıkla tüketilebilir.

4.HAFTA:
-Koyu püreler ve yumeşak çiğnenebilecek yiyeceklere geçilir.
-Tavuk ,hindi,balık etleri ve kıyma çatalla ezilip yenilebilir.
-Sıvı alımı,protein ve vitamin desteği , kuralına uygun uygun miktarda devam etmelidir.
-Herzaman önce protein kaynağı sonrasında sebze ve meyveler alınmalıdır.

5.HAFTA VE SONRASI:
-Normal gıdalara başlanır.
-Gıdalar düşük miktarlarda denenerek alınır ve günde 2 litre sıvı alımına ve bununda yemeklerden 30 dakika sonra olmasına yine dikkatedilir.
-Ağızda kolay parçalanacak etler(köfte gibi)ve krakerlere başlanılabilir.
-Çiğ kabuksuz meyve ve salatalarda tolere edilebiliyorsa yenilebilir.

Bonfile ,antrikot,biftek gibi zor çiğnenen etler 5.aydan sonra yenilebilir.

Beslenmede önemli uyarılar!

-Sıvı alımı yemeklerden 30 dakika önce veya sonra olmalıdır.
-Şekersiz ve gazsız yiyecekler tercih edilmelidir.
-Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.
-Yağda kızarmış yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
-Çok sıcak ve çok soğuk gıda alımından uzak durun.
-Çiğ sebze ve meyvayı 1 aydan önce tüketmeyin.
-İlk kez tüketilecek gıdaları düşük miktarlarla başlayın.
-Hamur işleri,çikolata ,cips,kabuklu yemişler,margarin ,mayonez ,salam,sosis gibi şarküteri ürünleri tüketilmemelidir.
-Tavuk eti sindirimi geç olduğundan diyete en son eklenen et türü olmalıdır.
-Narenciye türleri ve kafeinli içeceklerden uzak durunuz.